Dış Yatırım ve İşbirliğinde Çevre Koruma Mevzuatı

Çin Ticaret Bakanlığı ve Çevresel Koruma Bakanlığı 1 Mart 2013 tarihinde Çin sınırları dışında faaliyet gösteren tüm şirketleri kapsayan Dış Yatırımda Çevre Koruma ve İşbirliği Mevzuatı’nı yayınlamıştır. Bu, nispeten yeni bir mevzuat olduğundan, bu esaslara atfetme mekanizmalarının ne olduğu ve uygulamanın ne ölçüde olacağı henüz anlaşılamamaktadır, fakat bu mevzuat insanların şirketten beklentilerine iyi bir dayanak oluşturmaktadır.

Kömür projelerine ilişkin en kayda değer maddeler aşağıda belirtilmiştir:

Madde 4 – Kurumlar, hem şirket çıkarları hem de çevresel koruma bakımından karşılıklı kazanım elde etmek amacıyla, çevre dostu ve kaynak koruma kavramlarına bağlı kalmak suretiyle, düşük karbonlu ve yeşil ekonominin gelişimini sağlayacak, sürdürülebilir gelişim stratejilerini uygulamaya koyacaktır.

Madde 5 – Kurumlar, ev sahipliği yapan ülkenin çevre koruma kanun ve düzenlemelerine ilişkin yaptırımları benimseyecek ve gözetecektir. 

Şirketlerce kurulum ve işletim alanlarında yatırım yapılan projeler söz konusu olduğunda, projeye ev sahipliği yapan ülkenin kanun ve düzenlemelerine göre çevre korumaya ilişkin yerel yönetime izin başvurusu yapılacaktır.

Avrupa Birliği’ne girme çabası içindeki ülkeler söz konusu olduğunda, bu maddeye AB yönetmeliklerinin de dâhil edilmesi gerektiği iddia edilebilir.

Madde 6 – Şirketler çevre korumayı üretim ve işletim planlarının yanı sıra şirket gelişim stratejilerine dâhil edecek, çevre korumaya istinaden kural ve düzenlemeler oluşturacak, şirketin çevre, sağlık ve üretim güvenliği yönetimini güçlendirecektir. Buna ek olarak, kurumlar entegre çevre hizmetlerinden yararlanmaya teşvik edilecektir.

Çoğu durumda şirketlerin çevre koruması adına ne tür kural ve düzenlemeleri geliştirdiği bilinmemektedir fakat yine de kendilerine konuya dair sorular sorabilirsiniz.

Madde 8 – Şirketler, ev sahipliği yapan ülkenin kanun ve düzenlemelerine uyum göstermek suretiyle, üretim ve işletme faaliyetlerinin yanı sıra gelişim ve kurulum faaliyetlerine ilişkin çevresel etki değerlendirmesi gerçekleştirecek ve bu değerlendirmelerin bulgularına dayanan olası etkileri hafifletmek adına gerekli tedbirleri alacaktır.

Ulusal kanunlara uyumlu bir çevresel etki değerlendirmesine ihtiyaç duyulması, AB’nin potansiyel AB ülkelerinde uyguladığı ÇED Yönetmeliği’ne uyum sağlanması gerektiği biçiminde yorumlanabilir. Şimdiye dek çoğu ülke, Enerji Topluluğu Anlaşması (Energy Community Treaty) aracılığıyla bu yönetmeliğe uyum sağlama taahhütünde bulunmuştur.

Madde 9 – Şirketler; tarihsel ve kültürel miras alanları, doğal ve geleneksel önem taşıyan alanlar gibi sosyal çevrelerdeki üretim ve işletme faaliyetlerinin yanı sıra gelişim ve kurulum faaliyetlerinin de etkilerini göz önünde bulundurmaya teşvik edilir ve olası etkileri hafifletmek adına gerekli tedbirleri alır.

Madde 10 – Şirketler, ev sahibi ülkenin çevre korumaya ilişkin kanunlarının, düzenleme ve standartlarının gerekliliklerini yerine getirmek suretiyle, kirlilik önleme teçhizatları kuracak ve işletecek;kirlilik önleme çalışmaları yürütecek ve egzoz gazı, atık su, katı atık ve diğer kirletici madde emisyonlarının ev sahibi ülkenin kirletici madde emisyonu standartlarına uyum sağladığından emin olacaktır.

Burada önemli olan nokta, kirlilik denetim tedbirlerinin Enerji Topluluğu dâhilindeki ülkelerde kurulacak yeni santraller için 2018 yılına gelindiğinde bağlayıcılığı bulunacak olan AB Endüstriyel Emisyon Yönetmeliği (2010/75/EU) ile uyum hâlinde olmasıdır. Yeni santrallerin kurulumunun birkaç yılı bulduğu göz önüne alındığında, şu anda planlanma evresinde olan santrallerin 2018 yılından önce faaliyete başlaması pek mümkün olmayacaktır. Bu nedenle bu santrallerin henüz faaliyete giremeden kanuna aykırı hale gelmeleri söz konusudur. Yine de batı Balkanlar’da kurulması tasarlanan pek çok santralin planlanması, yalnızca daha eski ve daha geniş bir yönetmelik olan Büyük Yakma Tesisleri Yönetmeliği (Large Combustion Plants Directive) (2001/80/EC) göz önünde bulundurularak yapılmaktadır. Bu gerekliliğin uygulanmasına dair daha detaylı bilgi edinmek için Bankwatch ile iletişime geçin.

Madde 11 – Şirketler, projenin inşaasından önce, tasarlanan kurulum alanında çevresel izleme ve değerlendirme yapmaya, projenin yer aldığı alanine çevresel geçmişini anlamaya ve elde edilen izleme ve değerlendirme sonuçlarını kaydetmeye teşvik edilir.

Şirketlerden, çevreye bırakılan ana kirleticilere dair bir izleme yürütmeleri, şirketlerin kirlilik durumlarından her an haberdar olmaları ve izleme sonuçlarını kaydetmeleri beklenir.

Bu maddenin elde edilen sonuçların halka duyurulmasını gerektirip gerektirmediği açık değildir, fakat yine de bu konuya dair soru sorabilirsiniz.

Madde 12 – Şirketlere, uluslararası şirketlere ulaşmadan önce hedef şirketlere yönelik çevresel hassasiyet göstermeleri tavsiye edilir. Değerlendirmeyi şirketin daha önceki işletim faaliyetlerinde ortaya çıkan zararlı atıklara, toprak ve yeraltı su kaynaklarının kirliliğine ve hedef şirketin çevre borçlarına odaklamak gerekir. Şirketleri çevresel riskleri azaltma amacı taşıyan çevresel uygulamalar benimsemeye teşvik edin.

Batı Balkan bölgelerindeki enerji santrallerinin çoğu için bu maddeden bahsetmek yararlı olabilir; zira bu santrallerin çoğu, atık kül alanı, cüruf yığını, su kirliliği gibi çevresel anlamda hukuki sorunları olan terk edilmiş sanayi bölgeleri üzerindedir.

Madde 13 – Şirketler, üretim sırasında ortaya çıkabilecek zararlı atıklar için yönetim planları hazırlayacaktır. Bu planların içeriğinde zararlı atıkların depolanması, taşınması, kullanımı ve atık olarak çıkarılmasına ilişkin tedbirlerin yanı sıra, yine bu zararlı atıkların miktarını ve zararlı etkilerini hafifletici tedbirlere de yer verilecektir.

Madde 14 – Şirketler, olası çevresel kaza risklerine karşı, çevresel kaza ve benzer türden acil durumlar ve çevresel zararlar için acil durum planlamaları hazırlayacak ve yerel yönetim, çevre koruma alanındaki düzenleme kurulu, meydana gelen kazanın sonuçlarından etkilenme ihtimali olan yerel halk ve Çin şirket merkezleriyle birlikte bir raporlama ve iletişim sistemi oluşturacaktır.

Acil durum planlamaları; aciliyet yönetiminin, kaza önleme ve erken ikaz mekanizmasının, idare prosedürünün, acil durum güvencelerinin, acil durum sonrası iyileştirme ve yeniden inşaa faaliyetlerinin kurumsal sistem ve sorumluluklarını kapsayacaktır. Şirketler, acil durum tatbikatları düzenlemeye ve planlamalara vaktinde uyarlamalar yapmaya ve çevresel kaza risklerini makul bir şekilde çözecek çevre kirliliği mesuliyet sigortası sağlama gibi tedbirler almaya teşvik edilir.

Madde 15 – Şirketler, projenin yer aldığı bölgenin ekolojik oryantasyonunu dikkate almalıdır. Şirketler, projeye ev sahipliği yapan ülkenin yönetimi ve toplumu ile koordinasyon hâlinde olmak koşuluyla, yerel biyoçeşitlilik üzerindeki etkiyi azaltmak için korunmaya değer ve etkilenebilecek olan hayvan ve bitki kaynaklarını korumaya alacak tedbirleri alma önceliğine sahip olabilir.

Şirketler, projenin yer aldığı bölgenin ekolojik uyumluluğunu göz önünde bulunduracaktır. Şirketlerin; ev sahibi ülkenin hükümeti ve toplumuyla koordinasyon içinde olmak kaydıyla, yerel biyoçeşitlilik üzerindeki etkiyi hafifletmek için bölgedeki veya bölge yakınındaki korunmaya değer olan ve projenin etki alanına giren hayvan ve bitki kaynaklarını koruma çalışmaları yapma önceliği olabilir.

Yatırım faaliyetlerinin sebep olduğu ekolojik etkiler söz konusu olduğunda, şirketler, ev sahibi ülkenin kanun ve düzenlemelerine veya endüstri içindeki genel uygulamalara uyumlu ekolojik restorasyonlar yürütmeye teşvik edilir.

Madde 16 – Şirketler; temiz üretim sağlamaya, geridönüşümü desteklemeye, kirliliği kaynağında azaltmaya, kaynak kullanımı yeterliliğini geliştirmeye ve üretim, hizmet ve ürün kullanımı esnasında kirletici maddelerin üretimini ve salımını azaltmaya teşvik edilir.  

Madde 18 – Şirketler, düzenli aralıklarla çevresel bilgi paylaşımı yapmaya ve çevre koruma kanun ve düzenlemelerinin uygulanmasına, alınan tedbirlere ve elde edilen çevresel uygulamalara dair planlarını yayınlamaya teşvik edilir.

Madde 20 – Şirketler, çevresel ve sosyal sorumluluklarını dile getirecek iletişim ve diyalog kurma mekanizmaları geliştirmeye, temas alanlarına giren halkla olan iletişimlerini güçlendirmek için inisiyatif almaya ve ev sahibi ülkenin kanun ve düzenlemelerinin gerekliliklerinin icap ettiği şekilde forumlar ve toplantılar aracılığıyla inşaat projeleriyle işletim faaliyetlerinin çevresel etkilerine dair fikir ve tavsiye edinmeye yönlendirilir.

Madde 21 – Şirketler, çevresel korumaya ilişkin yerel toplum menfaati etkinliklerine aktif olarak katılmaya ve bu tür etkinlikleri desteklemeye, çevre koruma kavramının tanıtımını yapmaya ve çevre korumaya dair iyi bir şirket görüntüsü çizmeye teşvik edilir.

Madde 22 – Şirketleri araştırma yapmaya ve uluslararası kurumların ve çokuluslu finans kurumlarının benimsediği çevre korumaya ilişkin ilkelerden, standartlardan ve uygulamalardan ders çıkarmaya teşvik edilir.

Kullanılan dile bakıldığında şirketler bu yönergeyle yalnızca “teşvik edilmektedir”, fakat çoğu çokuluslu finans kuruluşu kömür yatırımlarına katı sınırlandırmalar getiren ilkeler benimsediğinden (bkz: World Bank, EBRD ve EIB başlıkları), bu kuruluşların benimsediği standartlar yararlı olabilir. Buna ek olarak, bu kuruluşların benimsediği çevresel ilkeler, yeniden iskân işleri gibi bazı alanlarda yararlı standartlar sunabilir.